12 Ekim 2011 Çarşamba

Belki Yeniden...

Bunları anlatırken hayatta memnuniyetsizlik alanında tavan yapmış kişi olarak algılanabilirim size.. Ama canlarım hayat her zaman bizim istediğimiz gibi akmıyor işte. Sevdiklerimiz ve sev(e)mediklerimiz arasında olan o ince çizgiden sürekli taşırıyor bizi.. İstemeden de olsa çoğu zaman yapmaktan memnun olmadığımız şeyler ile karşı karşıya geldiğimiz de hayata yeniden mağlup olarak başlayabiliyoruz.

Uzun zamandır adam akıllı bir işe saplanamayıp saplandığımda ise sabun gibi kayıp gittiğim iş hayatımın artık bu sitemlerle devam edeceğini düşünüyorum!.. Sanırım yukardan aldığım msjın ciddiyetini pek idrak edemiyorum. Hani derler ya olmuyorsa zorlamayacaksın, zorlarsan da tat alamazsın, alsan da memnun kalamazsın, kalsan da zoraki kabulenniştir artık bu.

Heycanlar insanın başarısını azmini kamçılayan körükleyen bir duygudur...  Bir işte, aşkta heycanınızı yitirdiyseniz şayet, onları toplu bir şekilde çöp konteynerine atıverin bir zahmet. Klişe olucak belki ama, şu saaten sonra onlar sizi tatmin etmeye yetmez. Sabahları uyandığınızda istemeyerek işe gidip memnun olmadığınız hayatı hayatınızın parçası kılmak gibi mesela. Ya da sevgiye heycana dayanarak inşa ettiğin temel attığın ilişkinin gün gelip bir gül gibi solup gitmesinden sonra verdiğin sözlerden dolayı geri adım atamamak, ve hayatının dönüm noktasına imza atmış olmak. Ve o kaosta zamanın geçmesine seyirci kalmak.

Ama aksine heyecanla adım attığınz her yolda başarı yakanızı asla bırakmaz. Başarılı olduğumuz verimli olduğumuzu düşündüğümüz taktirde hayata bakış açımız bile değişebiliyor. Daha çok pozitif daha çok mutlu olabiliyoruz. Çünkü kendimizi kendimize ispat etmiş oluyoruz. İspat edemedğimiz taktir de ise fazlalıkmış duygusuna kapılıyoruz. Neticede insanız, faydalı bişiler yaptığımız kadar varız. Başarıyı elde ettikten sonra, aşk, para huzur, geride kalan ne varsa çorap söküğü gibi gelir zaten. Hayatınız siyah beyaz iken birden gökkuşağı kadar renkli olabilir bu çerçevede...

Ama benn.. Bugün üçüncü iş günüm. Yaptığım yapmam gereken adam akıllı bir iş yok. Tempo yok, yoğunluk yok.. Susmayan telefonlar teklif alıp müşteriye sunduğum poliçeler yok. Filo müşterileri şirkete bağlayıp mutlu olmak yok! Kendimi internet cafeye sabah gelip akşam giden evinde pc olmayan ergen gibi hissetmeye başladım. Hatta okul yıllarında zevk almadığım dersi işleyip sıkıntıdan uyuyakaldığım an ve anları yaşıyorum! En kötüsü ise fazlalıkmışım hissine kapılıyorum! Herneyse burda uzun vadeli olacağımdan umutsuzum, ama "Belki Yeniden" istediğim işi bulabilirim umudum dan vazgeçemiyorum! İşte böyle sevgili blogdaşlarım...

Size bol heycanlı günler demek istiyorum! Zevkle yaptığınız severek yaptığınız güzelliklerin çoğalması temennisi ile.. Aynı temenniyi kendim içinde söylemek isterdim fakat kabul olacağından şüpheli olduğumdan susuyorum.

İtiraf ; Burda personeller pek konuşkan muhabbet eden tipler değil. Anlamıyorum onlar da o kadar yoğun değil... Burası ne ile ayakta,bu ofis dışardan bakıldığında çok iş yapıyordur demekten alamamıştım kendimi.. Dış görünüşe aldanmamak gerektiğini bir kez daha anladım! Bu arada kilo almaktan korkuyorum blogcummm :(

3 yorum: