2 Aralık 2010 Perşembe

2010 Yılının En Kötü Ayı Olarak Seni Ödüllendiriyorum! Kasımmm!






    Etle tırnak gibi olmuştuk telefonumla, msjlarımı ekrana bakmadan yazma  kapasitesine nail olmuştum.. O beni idare ediyor bende onu.. Çok hırpaladım onu, duvarda kıvılcımlar çıkacak kadar sürtüldüğünü bilirim.  Böyle kıskanılası bi haldeyiz ama, msjlaşmaktan telefonumun tuşları çürümesinden milletin meraklı bakışlarına maruz kalmıştık ikimiz. Kaç defa değiştireceğimi söyleyip bi türlü bırakamamıştım onu, dedim ya o kadar alışmışız ki birbirimize ne o beni bırakabıldi nede ben onu! Taki anacığımın telefonumu eşofmanımla birlikte makinaya atıp deterjan kokusundan kafayı bulan, sıcak sudan haşlanan, ammmaaa büütüüün kirli konuşmalarından ve virüslerden arınana dek çitelenmiş olana dek! Kötü bi son oldu, ama en azından temiz oldu yahu..

Telfonumun ardından işsizliğim yüzüğüme tokat gibi çarpılmasında bi irkildim ki, gözyaşlarımı süzülmeye başladı.Telefonsuz kaldın lan! İşinde yok, nasıl alıcaksın, ne yapacaksın, bir yıldır evdesin ama bi boka sap olamadın, paranı sağa sola savurdun, iş bulmayacaksın ömrün boyunca babanın bankasından yiyeceksin, sonrada hepsini rapor edeceksin diye düşüncelere savrula savrula durdum. Kredi kartımın limitide dolmuştu, anneme bağırıp çağırdım. Üzülme deyip kredi kartını verdi bana, tabi bende soluğu alışveriş merkezinde aldım. Cillop gibi  göz kamaştıran dokunmatik beyaz tenli tam fıstık gibi bi hatuna benzeyen telefon aldım. Ama kendi telefonumdan görünce ise içim sızlandı lan. Dudaklarımı büzüvermişim farkında olmadan, hatta acaba yine ondan mı alsam diye içimden geçirdim, meğersem dışımdan söyleyivermişim.. Kardeşim  "manyak mısın fıstık gibi telefon aldın daha ne istiyorsun" dedi.. Aldım, ama öncekindeydi aklım.

Sonra eski sevgilim vardı ya, hani şu katır gibi inatçı olan.. Ondan ne kadar kaçtıysam o kadar yoluma çıktı.. En son araya büyükleri koyup onunla görüşmem için onlardan rica etmiş. Uyanık kıramacayağımı biliyor ya kesin olur diye dayıma gitmiş mal herif. Dayım sadece görüşün konuşun diyince üstüne ısrar edince; "iyi lan gideyim istemediğimi yüzüne vura vura ben söyleyeyim şu baskıların acısını burnundan fitil fitil getireyim deyip" gittim. Masaya bi baktım ki kuzenimide almış yanına sanki kuzen benim kuzenim değilde onun yıllardır tanıdığı kuzeniymiş gibi duruyorlardı ya.. Sinir oldum ama bozuntuya vermedim masaya geçtim oturdum. -Boşa harcayacak zamanım yok sana en fazla 5 dk verebilirim dedim. Hemen konuya atladı. sensiz olmuyorda yok bilmem sen farklısında falanda filanda  zırvalamaya başladı. Ben ise yüzüne bakıp -sahiden  sevmişmiydim ben o zamanlar diye düşünmeye başladım Sonra etrafa bakınıp duruyordum, tavla oynayan iki gencin fanatik seyirici olmaya başladım. Hemen tam karşıda yakışıklı yunan heykeli gibi bi çocuk vardı ara ara bana bakıyordu, hala bakıyor hala bakıyor bakıyor bakıyor bakıyordu!.. Çok yakışıklıydı lan öyle böyle değil, allahım bu salak karşımda ve  kısmetimi kapatıyor diye hayıflandım.. Her neyse, bende herşey bitmiş, bunu kafana sok lütfen daha fazla beni arayıp etrafımdaki insanlarla benim hakkımda konuşma. Hayatımda başka biri var gayet mutluyum, seninde hayatına başkasını alma vaktin gelmiş, zaman kaybetme demeyi ne çok isterdim lan. . Söyleyemedim, çünkü acınaacak haldeydi. Zayıflamış göz altı çökmüştü, zavallı gibi gördün bana. Senden hiç bi beklentim yok cafede oturan insanlardan farksızsın benim için,  ilgin rahatsızlıktan başka bişi vermiyor, bittin  dedim çıktım.


Biterken az zarar verdiğini düşündüğüm, ama gider ayak yine bana kötü bi son hazırlamış olup hüsrana uğratan bu yılımın en kötü ayı olarak ödüllendirdiğim Kasım ayını kızgınlıkla sitemlerle noktalandırıyorum.

2 yorum:

  1. En azından -dediğin gibi- temiz bir sonu olmuş telefonunun... Arkadaşımın telefonu tuvalet deliğine düşerek kanalizasyon pislikleri içinde sonsuzluğa uğurlandı...

    YanıtlaSil
  2. Oufff.. Onun ki baya kötü hazin bi son olmuş yahuu :)

    YanıtlaSil