23 Kasım 2010 Salı

Eski Sevgiliye Nanik! / Kaçırdım Keçilerimi Yakalayın Yakalayın Benim İçin :P



 Ne zaman  bir şeyden/ kişiden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.


      Fısıltı "neden bu kadar gerginsin, neden sinirlisin" diyen arkadaşlarım bana sakin olmam konusunda epeyce dil döktüler.. Hala döküyorlar.. Sabah sabah annemle kavga ettim, bu gazla kuzenim arasa onunlada kavga edicem.. Zira kendisi dün tam 3 saate yakın benimle konuşup beni ikna etmek için atla karayı seçti.. İkna etmesinin nedeni ise eski sevgilim ile tekrar görüşüp ona bi şans vermem!  Ne kadar kendimi paralasamda yırtınsamda karşımda ki o kadar kör, o kadar bencil, kendine o kadar güvenen, bulunmaz hint kumaşı sanan adam ona tekrar döneceğimi düşünmekte, deli gibi inanmakta.. Hayatımdan git diyen her zerremi inkar ediyor, tekrar bir şans vermem için bir umut bekliyor.. Ki ayrılığımızını bilmem kaçıncı ayındayız.. Evet saymadım, çünkü umrumda değil.. Ayrılmamızın nedenini burda yazıp kendimi yormaya hiç niyetim yok. Zira anlatmaktan, tekrarı asla demekten yorgun düşmüşüm. Dilimin kemiği olsaydı kırılacak noktaya gelmiş olurdu, o derece! He üzüldüm mü? Elbette üzüldüm. Ama en fazla bir erkek için bir hafta üzülürüm, o bile çok!
Şimdi çevremdeki insanları saçma entrikalarıyla aşılayıp,  paranoyak düşünceleriyle  üzerime salıyor. Yoruldum gerçekten.. Onunla mücadele etmekten, insanların düşüncelerinden, beni anlayamamalarından, kendimi izah etmekten, yoruldum.. Bu ilişki bana zarar vermekten başka hiç bi işe yaramadı.. Sevgim tükendi, en ufak bi kıvılcım dahi yok artık bende.. Uğruna göz yaşları döktüğüm adam artık benim için sıradan bir insan.. Yoldan geçen tanımadığım insanlar kadar yabancıyım ona.. Uzak dur benden, ne kendini nede beni daha fazla hırpalamaya hakkın yok.. Üzerimden attım seni parçalarcasına, Ben unuttum geçmişi/seni, sende unut beni. 

      


    Depresyon kapısını aralmış olup içeri girip girmemekte karasız kalmış vaziyetteyim.. Son 10 dk dır ( belki daha fazla) pc başındayım ve sadece tırnaklarıma odaklanmış, önce siyah, sonra mor, sonra kırmızı ojelerimi sürüp sürüp silmiş bulundum.. Tekrar kırmızıyı sürdüm en sonunda.. Sürekli duş alıp saçıma şekiller verip son olarak  boyayıp bakır renginin tadına baktım.. Evet bakırım şuan, ve kızıl, siyah beni beklemekte. Bi sonra ki aşamada onların tadınada bakıcak saçlarım.. Sonunda bi ucubeye benzemezsem iyidir.. Takıntılı, bişi söylediğim zaman anında yapılması, yada bi yerlere gitme arzusu, duvarların üstüme üstüme yürümesi, pc nin bana ekşi bir tad vermesi, kitaplarımın başımı döndürmesi, izlediğim filmlerin bana hiç bi şevk vermemesi moduna girdim resmen. Gece uyku tutmuyor saat gece yarısından sonra hortlak gibi balkona çıkıp sağdan sola soldan sağa yürüyüp (üstelik gecenin ayazsında, hava bu ) daha sonra saatlerce orda oturup karşıda ki ağaçları izleyip onlarında beni izleyip -hatuna bak bizi kesiyor, böyle dursam daha mı havalı olur, yoksa dallarımı oynatıp egzotik bir hava mı yaratsam ?   Dediğini düşünmeye başlamş oldum . "Şurda bi kedi olaydı da konuşsaydık, dertleşseydik o evden kaçmış sokakta başına gelenlerı bana anlatsaydı bende gülseydim. Şu telefon çalsaydı da arkadaşlarımı güldürdüğüm gibi onlarda beni güldürseydi.. Yada bi sapık musallat olsaydı da istediğim kadar küfür etseydim. Eve hırsız girseydi, aksiyonlu bi sahne tadında üzerine atlasaydım iki bacağının arasına bi tekme atsaydım  hayatım renklenseydi" diye hayıflanmaya başladım.... Gündüzleri ise avazım çıktığı kadar evde şarkılar söyleyip, yatağımın üzerinde hoplayıp, zıplayıp, dans edip kendimi kaybediyorum.. Bazen annemin beni izlediğini bile gözüm görmüyor. -Yine geldiler sana diyip köşeye çekiliyor.. Bazen ise kalıp kahkahalarla beni izleyip "ne kadar komik gördünğümü" söylüyor. Kendi kendime gülüyorum, krize giriyorum hatta sudan bi sebep üzerine.. Ağlancak yada üzülecek bir duruma gülebiliyorum.. En son izlediğim filmin duygusal sahnesinde kadın ölünce suratının haline gülüp "ne kadar komik görünüyor" dedğimi bilirim.. Bunlar aslında yıllardır bende, ama şu zamanlarda daha bir ağır basıyor. Sanırım mutasyona uğruyorum.  Yediğim yemeğin tadı küf  tutmuş bir meyve gibi.. Yada tarihi geçmiş bozulmaya ramak kalmış yaş pasta.. Hiç birşeyin tadı yok, hayattan soyutlanmış, dünyaya yabancılaşmış, gökten dünyaya düşmüş bi cisim uzaylı gibi yabancıyım evime. Evde oturmaktan keçilerimi kaçırıyorum sanırım.. O kadar sıkı bağlanmıştı oysa!  Tanrım depresif  hallerden sen beni koru :S



Not: Depresif hallerim kesinlikle yukarda (en üst ) yazmış olduğum konu ile alakalı değil.. Hiç iş tecrübesi olmayanların işe girip bok gibi para kazanıyor olmaları, ve benim tecrübeli olup işsizler kervanının bir numaralı üyesi olup iş bulamamam beni bunalıma sürüklemiş olup hayatımın içine sıçmakta! Ve ben sadece seyirci gibi etrafa bakınıyorum! Ben bile halime acıdım lan! Yinede gülerim ki...

6 yorum:

  1. Yazıya bak allahım :) Şarkı söyleyip kendini kaybettiğini, nasıl göründüğünü merak ettim bak.

    YanıtlaSil
  2. sinir olurum hayırı hayır kabul etmeyen ısrarcı insanlara ! kararını destekliyorum ben dönme ona =)

    YanıtlaSil
  3. Adsız: Bende kim olduğunu merak ettim bak :P

    Zey0zeycim:
    Aynen, hayır dedikçe ısrarla yaklaşan erkek milletini yerden yere vurasım geliyor..

    Öpüldün şekerim :)

    YanıtlaSil
  4. Hah işte! Hayatta benim gibi bu şekilde depresyona giren var mıdır diye düşünürken blogunu okudum fısıltı..Acaba bu işaret mii :D yoksa iş mi bulucam...

    Evet bende aynen senin gibi etrafa bakınan işsiz bir seyirciyim..Ve depresyondayım..

    YanıtlaSil
  5. Umarım tez zamanda :) Sende bende işten nasibimizi alırız :(

    YanıtlaSil
  6. Amin amin :) Umarım tez zamanda gerceklesir :))) dualarımız bizimle :)

    YanıtlaSil